Takip Edin

Gündem

600 bin liralık belgeler yayınlandı… Mardin’de kayyum AKP’li bakanları hediyeye boğmuş: Erdoğan ve Soylu da ‘nasibini’ aldı

Yayınlanma tarihi

-

Mardin Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Vali Mustafa Yaman’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’li bakanlara gümüşçüden 600 bin liralık hediye aldığı belgelendi. Belgelerde, Vali Yaman’ın, Erdoğan ve aralarında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile eski Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın da bulunduğu bazı bakanlara aldığı hediyeleri kayıtlara geçirdiği iddia ediliyor. Bu belgelere göre, Vali Yaman ayrıca kente ziyarette bulunan bakan ve bürokratlar için de yüz binlerce liralık ziyafetler vermiş, lüks araçlar kiralamış. Yetkililer “sizi ilgilendirmez” diyerek konu ile ilgili bilgi vermeyi reddetti.

DW Türkçe’den Tuncay Öğreten, Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne ikinci defa kayyum olarak atanan Vali Mustafa Yaman’ın daha önce görev yaptığı dönemdeki harcamalarının belgelerine ulaştı. Bu belgeler arasında, “Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na” kesilen toplam 582 bin 618 liralık gümüş takı ve benzeri eşyaların faturaları da bulunuyor.

Mustafa Yaman ilk olarak Kasım 2016’da, 2014 yerel seçimlerinde yüzde 52,2 oy alan Ahmet Türk’ün yerine kayyum olarak atanmıştı. Vali Yaman son olarak 19 Ağustos sabahı 31 Mart’taki seçimlerde oyunu yüzde 54,7’ye yükselten Türk’ün yerine bir kez daha kayyum olarak atandı.

Kayyum Yaman’ın 2016 ile 2019 yılları arasında görevde olduğu süreçte yaptığı harcamaları ilk kez Ahmet Türk gündeme getirmişti. Artı TV’ye mülakat veren Türk, ellerinde Yaman’ın yüz binlerce liralık hediye aldığına dair belgeler bulunduğunu söylemişti.

Binlerce parça hediye gümüş alınmış

DW Türkçe’nin ulaştığı belge ve faturalara göre Vali Yaman, Mardin’deki Fırat Silver isimli gümüşçüden Cumhurbaşkanı Erdoğan için 3 Mayıs 2017’de 136 bin 946 lira 73 kuruşluk hediye alıyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu içinse aynı firmadan alınan hediyenin bedeli 39 bin 883 lira 45 kuruş.

Yine bu belgelere göre, Yaman’ın görevde olduğu yıllarda Mardin Belediye Başkanlığı, dönemin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz için 23 bin 772 lira 52 kuruş, Milli Savunma Bakanı Fikri Işık için 21 bin 792 lira 44 kuruş, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu için 74 bin 886 lira 89 kuruş ve Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak için de 83 bin 207 lira 68 kuruş değerinde hediye almış. Belgeler Yaman’ın tüm bu harcamaları hem belediyenin resmi kayıtlarına işlediğini, hem de faturaları dosyalandırdığını ortaya koyuyor.

Ayrıca faturalardaki detaylar hediyelerin tek parça halinde satın alınmadığını, bazılarının bir buçuk, bazılarının ise iki lira değerinde binlerce parça halinde satın alındığını gösteriyor.

Yetkililer yanıt vermedi

Cumhurbaşkanı ve bakanlara alınan binlerce parça hediyenin ne olduğunu öğrenmek için DW Türkçe’nin ulaştığı Fırat Silver yetkilisi “Sizi ilgilendirmez” diyerek konu ile ilgili bilgi vermeyi reddetti.

Resmi belgelere yansıyan hediyeler hakkında bilgi almak için irtibata geçilen Mardin Büyükşehir Belediyesi’nden bir yetkili de, hediye alındığını reddetti. Yetkili, konuyla ilgili belgelerin mevcut olduğunun belirtilmesinden sonra da, “Elinizde belge mi var? Ben bir müdürlerime sorup sizi arayayım” demesine rağmen DW Türkçe ile iletişime geçmedi. Belgelerde yüz binlerce liralık hediye aldığı belirtilen eski bakanlardan Osman Aşkın Bak ve İsmet Yılmaz ile de ofisleri aracılığıyla irtibata geçilmeye çalışılarak, “Kayyum Yaman’dan hediye aldınız mı? Almadıysanız adınıza hediye kayıt etmiş kayyum hakkında şikayetçi olacak mısınız” soruları yöneltildi, ancak bunlara da yanıt verilmedi.

Ziyafet konaklama harcamaları

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na kayyum olarak atanan Yaman’ın kayıtlara geçirdiği ‘ziyafet’ ve konaklama harcamaları da, söz konusu belgelere göre yaklaşık iki milyon lira. Buna göre 1 Ocak 2019’da Mardin’i ziyarete giden Bakan Soylu ve beraberindeki heyet için 266 bin 760 liralık ziyafet veriliyor. Kayıtlar, Soylu ve beraberindeki heyetin 3 bin 800 kişiden oluştuğunu gösteriyor.

Mardin’deki yerel kaynaklara göre ise, kentte bir defada 3 bin 800 kişiye ziyafet verebilecek bir mekan yok.

AKP’liler için lüks araçlar kiralanmış

13 Mart 2019’da ise Belediye Başkanlığı, bu defa Bakan Bak ve beraberindeki heyette bulunan iki bin 600 kişinin ziyafet ve konaklama giderlerini karşılıyor.

Alt alta sıralanan başkaca ziyaretlerde verilen ziyafet ve konaklamaların gideriyse 2 milyon lirayı buluyor. Kayyumun, Cumhurbaşkanı, AKP’li bakan ve vekillerin ziyaretleri için yaptığı lüks araç kiralamalarının kayıtlı toplam tutarı da bir milyon lirayı geçiyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2017’deki Mardin ziyareti için 281 bin liralık lüks araç kiralanıyor. Kayyum yine İçişleri Bakan Yardımcısı ve beraberindeki heyet için 49 bin; Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı ve heyeti için 49 bin; Kültür ve Turizm Bakanı ve heyeti için 79 bin liralık lüks araç kiralamaları yapıyor.

Kayyum Yaman’ın daha önce de bakanların karşılanması sırasında ikram edilen kuruyemişler için iki ay içerisinde 235 bin 105 liralık alım yaptığı ortaya çıkmıştı. Belgelere göre kayyum Yaman yönetimindeki belediyenin, 620 milyon lira borcu, kasasındaysa yalnızca 93 milyon lira nakit parası bulunuyor.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

CHP’li gazete yine emekçileri mağdur etti

Yayınlanma tarihi

-

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti…

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti.

CHP’li Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu gazete içerisinde bir açıklama yapan editör ve muhabirler Tolga Kaan Ateşli, Ökkeş Taşkın, Cengiz Karagöz, Neslişah Bozkurt, Umut Taştan ve Buse Çelebi sert bir açıklamayla gazeteden ayrıldı.

Gazeteciler açıklamalarında, “11 Ekim 2019 tarihi itibariyle metnin sonunda imzaları bulunan Yurt Gazetesi emekçileri olarak işimizden ayrılmak zorunda kaldığımızı tüm ilerici basın camiasına ve basın emekçisi meslektaşlarımıza ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

Aylardır yaşadığımız eksik maaş, esnek ve ücretsiz mesailer, izinsiz çalışma gibi başlıklar artık biz Yurt çalışanlarını gündelik yaşamlarını planlayamayacak denli bir kaosa sürüklemiş, arkadaşlarımız ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirilmişlerdir. Problemlerimiz bugüne kadar gazete yönetimine belli aralıklarla iletilmiş, son olarak 3 Ekim tarihinde bütün çalışanlar ve yönetim ile gerçekleştirilen ve gündem maddelerini ekonomik sorunların oluşturduğu toplantıda sorunun çözümüne yönelik, yönetim tarafından 10 Ekim tarihinde adım atılacağı çalışanlara bildirilmiştir. Ancak verilen tarihte çalışanların lehine herhangi bir adım atılmamıştır.

Bunun üzerine gazeteye gelmek üzere yol parasını bile zor denkleştiren bizler, durumu tekrar yönetime bildirerek; bu koşullar altında 11 Ekim tarihinde gazeteye gelmemizin fiziksel olarak mümkün olmadığını, çoğu arkadaşımızın fatura ve kira borçları nedeniyle kendi evinde de iş göremez halde olduğunu ilettik. Bunun üzerine 200 Lira gibi komik bir rakamı aramızda paylaşmamız ve sorunu ortadan kaldırmamız istendi. Her kapılarını çalışımızda olduğu gibi bir kez daha ileri bir tarihe ödeme yapılacağına yönelik beyanda bulunuldu.

Açıkça ifade ediyoruz ki ne ekip arkadaşlarımızdan ne de Yurt çalışanı olmaktan gocunduk. Aksine taleplerimizi en çok da emek verdiğimiz, ter döktüğümüz, her türlü zorluğa beraber göğüs gerdiğimiz gazetemizde devamlılığımızın sağlanabilmesi hususuna vurgu yaparak iletmeyi tercih ettik. Ancak bu koşullar altında bırakalım gazetecilik yapmayı, karnımızı doyurmamız bile bir şans meselesi halini almıştır.

‘Yönetim’ tarafından sık sık henüz maaş zamanı gelmeyen arkadaşlarımızın hak talep etmelerinin yanlış olduğu dile getirilmektedir. Aramızda alacaklı olan arkadaşlarımız olduğu gibi bilinmelidir ki mesai arkadaşlarının birbirlerinin derdine ortak olması insancıl ve meşru bir durumdur. Bu bir yana dursun, işe yeni başlayan arkadaşlarımızın gazetedeki gelecekleri konusunda kuşkulanması ve bu bağlamda talepte bulunan arkadaşlarına destek olması kaçınılmazdır; öyle de olmuştur.

Türkiye’de gazeteci olmanın ne gibi zorlukları olduğunu basına emek veren bütün meslektaşlarımız bilirler. Durum böyle olunca bugüne kadar tahammül sınırlarımızı ne derece genişlettiğimizin de farkına varacaklardır. Ancak maaşlarımızın ay içerisinde taksit olarak dahi yatırılmaması, bizleri severek ve onurla yaptığımız mesleğimize kısa bir ara vermek zorunda bırakmıştır.

Yazılarımızı, haberlerimizi, röportajlarımızı okuyan, takip eden okurlarımıza, halkımıza sözümüzdür: Gerçekleri anlatmaktan, halk için gazetecilik yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Niyetlerinden bağımsız; bu koşullar altında çalışmayı sürdüren arkadaşlarımıza da gazetecilik yaşamlarında başarılar diler, kendilerine bir kızgınlığımız olmadığını belirtmek isteriz. Son beklentimiz ve talebimiz ise alacaklı olduğumuz ücretlerin ve bizden önce çalışan ancak işten çıkarılan ya da ayrılmak zorunda kalan Yurt emekçisi arkadaşlarımızın alacaklarının ödenmesidir.”

Devamını oku

Genel

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan skandal ‘Barış Pınarı’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafında Suriye’nin kuzenin teröristlerden arındırmak için başlatılana ‘Barış Pınarı’ harekatıyla ilgili Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Mustafa Akıncı’nın skandal bir açıklama geldi. Peki Mustafa Akıncı’nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı ‘Barış Pınarı’ harekatı ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı açıklaması neydi? Detaylar haberimizde…KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla yürütülen Barış Pınarı Harekatı dördüncü gününde tepki çeken bir açıklama yapmıştı.

MUSTAFA AKINCI NE DEMİŞTİ?

İşte Akıncı’nın resmi sosyal medya hesabından yaptığı o skandal açıklaması:

“Bazen sessiz kalmak söyleyecek sözünüz olmadığından değildir. Bazen durumlar o kadar karmaşıktır ki, bazı kestirmecilerin kolaycılığında “Evet” ya da ” Hayır “la geçiştirilmesi mümkün değildir. Söyleyeceklerinizle durumu etkileme olanağını göremediğiniz durumlarda sessiz kalmak da gerekebilir. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki son operasyonu konusunda sürekli üzerime geliniyor. Kimi görüşümü merak ettiğinden, ama bir çoğu da kendi politik amaçlarına malzeme yapmak telaşı ile sabırsızlanıyor. Bazı çok bilmişler de bu sessizlik üstüne komplo teorileri bile icat etmeye başladılar. Bu durumda ne düşündüğümü açıklamak kaçınılmaz oldu: Her şeyden önce içimizde Türkiye’nin iyiliğini ve terör belasından kurtulmasını istemeyen olduğuna inanmıyorum. Mesele “Türkiye’nin iyiliği nerededir?” sorusunun yanıtındadır. Bu sorunun gerçek muhatabı elbette Türkiye’de yaşayanlardır. Ama benim inancım Suriye topraklarının artık neredeyse 10. yılına girmekte olan savaşa doyduğu noktasındadır. On yıldır akan kan bundan böyle de akmaya devam ederse barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır. Bana göre Türkiye’nin mutlu ve huzurlu geleceği Türkü – Kürdü – Arabı ve Türkmeni ile tüm bölge halklarının dialog içinde inşa edecekleri bir düzenle mümkün olacaktır. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde kendi sınırlarına sahip çıkabileceği ve Türkiye’nin de kendi sınırlarını güvende hissedebileceği bir durumun yaratılması gerekiyor. Bunun için kanımca Türkiye ile Suriye arasında en erken zamanda ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin büyük yararı olacaktır. Bunun da ötesinde Türkiye’nin Mısır dahil diğer bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin de düzeldiğini görmek en büyük dileğimdir. AB ile kavgalı değil işbirliği içinde bir Türkiye herkes için daha iyi olacaktır. 1974 yılında 27 yaşındayken, Faşist Yunan Cuntasının neden olduğu Türkiye’nin askeri harekatında ben de her genç Kıbrıslı Türk gibi görev aldım. Lefkoşa’da Dereboyu’ndaki savaşta arkadaşlarım yanımda şehit düştüler; pek çoğumuz gibi ben de savaşın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu nedenle savaşın acılarını hiç bir toplumun yaşamasını istemem. Türk- Kürt- Arap hiçbir çocuğun burnunun kanamasını arzulayamam. Daha önce de söyledim 1974’te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce dialog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir.”

Devamını oku

Gündem

AKP’li vekil Yeni Şafak’a böyle tepki gösterdi: Korkunç, vahşet, rezalet, barbarlık, şiddetle kınıyorum

Yayınlanma tarihi

-

AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu Yeni Şafak’ın “Hevin Halef” haberine tepki gösterdi

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef’in öldürüldüğünü iddia etti.

Yeni Şafak gazetesinin “yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre” diyerek verdiği haberde, “Terör örgütü PYD’nin Suriye’deki siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef, başarılı bir operasyonla etkisiz hale getirildi. Rakka’dan Kamışlı’ya ilerlediği sırada, önceden yapılan istihbarat çalışması sonucu havadan yapılan müdahale sonucu vuruldu.  Sabah erken saatlerde düzenlenen operasyon sonucu etkisiz hale getirilen Hevin’in cenazesi, terör örgütü PYD’nin işgali altındaki Kamışlı’ya götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

Yeni Şafak’ın bu haberine AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu tepki gösterdi. Yeni Şafak’ın konuyla ilgili haberini paylaşan AKP’li Yeneroğlu, “Yerde yatan bir sivilin infaz edilmesi korkunçtur. Bunun başarılı bir operasyon olarak takdim edilmesi bir vahşettir. Birde alakasız biçimde ordumuza mal edilmesi ayrı bir rezalettir. Bu vahşeti gerçekleştiren gruplar mehmetçikle alakası olmayan barbarlardır. Şiddetle kınıyorum” diye yazdı.

İşte AKP’li Yeneroğlu’nun o mesajı:

 

Devamını oku

Popüler İçerikler