Takip Edin

Gündem

Erdoğan Rejimi 2023 seçimlerinde sona eriyor

Yayınlanma tarihi

-

Türkiye’de erken seçim tartışılmaya devam ediyor. Anayasa’ya göre Erdoğan 2023’te tekrar aday olamayacak.. Yeniçağ yazarı gazeteci Orhan Uğuroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu ile görüşerek, erken seçim ve AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olası erken seçimde veya 2023 senesinde yapılacak olan genel seçimlerde aday olup olamayacağını değerlendirdi. Uğuroğlu, 2014 ve 2018 de iki kez seçilen Erdoğan’ın Anayasa’nın açık hükmüne göre üçüncü kez seçimlere katılamayacağını söyledi. Peki Erdoğan erken seçim olması halinde tekrar cumhurbaşkanı adayı olabilecek mi? CHP’li Kuşoğlu ‘Erdoğan rejimi sona eriyor ancak sorun, Erdoğan’a yeniden seçilme hakkı vermeden konuyu demokratik sınırlar içerisinde çözebilmekte….’ ifadelerini kullandı..

Yeniçağ’dan Orhan Uğuroğlu CHP’nin neden erken seçim istemediğini yazdı ve konuyu CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu ile görüştü.

Anayasa’ya göre 2023 yılında bir kez daha aday olamayacak olan AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP, ‘erken seçim’ veya halk oylaması için harekete geçecek

Son anketlere göre erken seçim kararı alınsa dahi Erdoğan’ın seçimi kazanması çok zor görünüyor. Yeni Cumhurbaşkanını ise 18 yıllık bir yıkıntı, ekonomik kriz ve işlemez hale getirilmiş, darmadağan olmuş bir ‘devlet sistemi’ bekliyor. Özellikle yeni cumhurbaşkanı ve yeni hükümet 18 yıllık bir ekonomik facianın sorumlusu gibi gösterilecek!..

İşte Uğuroğlu’nun yazısının tamamı;

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Halk erken seçimden bıktı. Erken seçim bizim gündemimizde yok” dedi ve hedef oldu…

Kemal Bey yerden göğe kadar haklı, bugün erken genel seçim olsa CHP’li cumhurbaşkanı seçilse 18 yıl sonra gelinen ekonomik facianın sorumlusu olarak ilan edilecek.

Erken seçim kararı için önce Anayasa’yı hatırlayalım.

1 – TBMM üye tamsayısının 3/5 çoğunluğuyla (360) seçimlerin yenilenmesine karar verebilir

2 – Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar verebilir

Birinci yolu ele alacak olursak AKP (291) ve MHP’nin milletvekili (49)  sayılarının toplamının 340 olduğunu ve “erken seçim kararı” için yetmediğini görürüz. CHP, HDP ve İYİ Parti’den birisinin de “evet” demesi gerekli.

İkinci yola bakacak olursak Recep Tayyip Erdoğan’ın “erken seçim” için istifa etmesi “siyaseten intihar etmesi” yani “görevi bırakması” gerçekleşir.

Çünkü Anayasanın 101. Maddesi şöyle:

Anayasanın 101. Maddesine göre bir kişi en fazla 2 defa Cumhurbaşkanı olabilir.

Erdoğan;

10 – Ağustos-2014 tarihinde yapılan seçimle BİRİNCİ KEZ Cumhurbaşkanı seçildi.

24 – Haziran-2018 tarihinde yapılan seçimle İKİNCİ KEZ Cumhurbaşkanı seçildi.

Defalarca yazdım, yine yazayım.

16 Nisan anayasa değişikliğini hazırlayan Burhan Kuzu ve AKP’liler Erdoğan’ın 2014’te seçilmesini “yok sayacak” veya yeni anayasa yürürlüğe girdiğinde “ilk kez seçilme”sayılacak hükümleri yazmayı unutmuşlar.

24 Haziran 2023’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan ADAY OLAMAZ…

Erdoğan istifa eder “erken seçim” kararı alınırsa bu durumda da ADAY OLAMAZ…

Çünkü Anayasa’nın çok açık ve net hükmü şöyle:

“Cumhurbaşkanının ikinci döneminde, erken seçime Cumhurbaşkanı tarafından karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı tekrar aday olamaz.”

Peki, Erdoğan hangi durumda yeniden cumhurbaşkanı adayı olabilir?

Anayasanın açık ve net hükmü şöyle:

“Cumhurbaşkanının ikinci döneminde erken seçime Meclis tarafından karar verilmesi halinde Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.”

Peki, yukarıda anlattığım Meclis tablosuna göre Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ya da HDP, AKP + MHP ortaklığına erken seçim için destek verirlerse bu karar ne sonuç doğurur?

Elbette anladınız ama ben de yazayım:

Erdoğan’a 3. kez cumhurbaşkanı adayı olma şansı tanınır.

Sevgili Rıfat Serdaroğlu, Sayın Rahmi Turan ustam, meslektaşlarım, siyasetçiler şimdi anladınız mı Kemal Kılıçdaroğlu’nun neden erken seçim istemediğini?

“Siyasi Veri Madenciliği ve Analizi” yapan Polimetre kurucusu M. Günal Ölçer, “Erken Seçim Olur Mu?”  başlıklı çalışmalarını gönderdi.

Anayasa hükümlerinin anımsatıldığı bu çalışmanın sonuç bölümü şöyle:

Önümüzdeki 11 ayda erken seçim olmayacağını,

Önümüzdeki günlerde Anayasa’da Değişiklik Talepleri’nin konuşulmaya başlanacağını,

Anayasa değişikliği için “Halkoylaması” yapılabileceğini,

Mecliste boşalan 11 milletvekilliği için 27 Aralık 2020 tarihinde ara seçim yapılabileceğini öngörüyoruz.

CHP NE DİYOR?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nu arayarak erken seçimi ve Erdoğan’ın adaylığını konuştum.

– Soru: Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde 14. ay da bitti. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kuşoğlu: “Türkiye yönetimi hanedan yönetimine döndü. Hanedan yönetimi uygulamalarıyla dünyaya alay konusu oluyor. Damadın bu işi beceremediği belli oldu.”

– Soru: Erken seçim olur mu?

Kuşoğlu: “Ekonomik sıkıntıların alabildiğine arttığı, işsizliğin felaket boyutlara yükseldiği bir dönemde seçimi dillendirmek de doğru değil. Gerçekten kritik bir dönemdeyiz.”

– Soru: Neden kritik dönem dediniz?

Kuşoğlu: “Durumun kritik olmasının bir gerekçesi de Erdoğan’ın süresini doldurmuş ve gidecek olması.

Siz yazılarınızda sık sık yazıyorsunuz haklısınız Erdoğan, 2 dönem seçilme süresini doldurmuş durumda, ancak, sorun giderken çok maliyet ortaya çıkarmaması, çok fazla hasar oluşturmaması.

– Soru: Bu kritik eşik nasıl aşılır?

Kuşoğlu: “Türk demokrasisi, Erdoğan’ın gidişini siyasetle çözer ve demokratik sınırlar dahilinde bu işi başarırsa çok büyük bir kazanıma sahip olmuş olacaktır…

Devlet mekanizmasının çarklarının artık iyice yavaşladığını, kamu kurumlarının işlevlerini yitirdiğini, güçler ayrılığının, güçler birliğine döndüğünü görmemek mümkün değil.

Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi’ni sormuştunuz. Daha bir yılı dolmadan tartışılmaya başlandı, devlet mekanizması durma noktasına gelirdi.

17. yılın sonunda geldiğimiz noktada çok endişeliyiz. Ekonomi, iç ve dış politika ile devlet ve toplum hayatı AKP sürecinin sonuna gelindiğini gösteriyor.

– Soru: Muhalefet Meclis’te erken seçim için AKP ve MHP’ye destek verirse bu Erdoğan’a da 3. Kez yeniden aday olma şansı veriyor. Erken seçimi bu nedenle mi istemiyorsunuz?

Kuşoğlu: “Erdoğan rejimi sona eriyor ancak sorun, Erdoğan’a yeniden seçilme hakkı vermeden konuyu demokratik sınırlar içerisinde çözebilmekte…”

Kaynak: Orhan UĞUROĞLU / Yeniçağ

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

CHP’li gazete yine emekçileri mağdur etti

Yayınlanma tarihi

-

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti…

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti.

CHP’li Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu gazete içerisinde bir açıklama yapan editör ve muhabirler Tolga Kaan Ateşli, Ökkeş Taşkın, Cengiz Karagöz, Neslişah Bozkurt, Umut Taştan ve Buse Çelebi sert bir açıklamayla gazeteden ayrıldı.

Gazeteciler açıklamalarında, “11 Ekim 2019 tarihi itibariyle metnin sonunda imzaları bulunan Yurt Gazetesi emekçileri olarak işimizden ayrılmak zorunda kaldığımızı tüm ilerici basın camiasına ve basın emekçisi meslektaşlarımıza ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

Aylardır yaşadığımız eksik maaş, esnek ve ücretsiz mesailer, izinsiz çalışma gibi başlıklar artık biz Yurt çalışanlarını gündelik yaşamlarını planlayamayacak denli bir kaosa sürüklemiş, arkadaşlarımız ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirilmişlerdir. Problemlerimiz bugüne kadar gazete yönetimine belli aralıklarla iletilmiş, son olarak 3 Ekim tarihinde bütün çalışanlar ve yönetim ile gerçekleştirilen ve gündem maddelerini ekonomik sorunların oluşturduğu toplantıda sorunun çözümüne yönelik, yönetim tarafından 10 Ekim tarihinde adım atılacağı çalışanlara bildirilmiştir. Ancak verilen tarihte çalışanların lehine herhangi bir adım atılmamıştır.

Bunun üzerine gazeteye gelmek üzere yol parasını bile zor denkleştiren bizler, durumu tekrar yönetime bildirerek; bu koşullar altında 11 Ekim tarihinde gazeteye gelmemizin fiziksel olarak mümkün olmadığını, çoğu arkadaşımızın fatura ve kira borçları nedeniyle kendi evinde de iş göremez halde olduğunu ilettik. Bunun üzerine 200 Lira gibi komik bir rakamı aramızda paylaşmamız ve sorunu ortadan kaldırmamız istendi. Her kapılarını çalışımızda olduğu gibi bir kez daha ileri bir tarihe ödeme yapılacağına yönelik beyanda bulunuldu.

Açıkça ifade ediyoruz ki ne ekip arkadaşlarımızdan ne de Yurt çalışanı olmaktan gocunduk. Aksine taleplerimizi en çok da emek verdiğimiz, ter döktüğümüz, her türlü zorluğa beraber göğüs gerdiğimiz gazetemizde devamlılığımızın sağlanabilmesi hususuna vurgu yaparak iletmeyi tercih ettik. Ancak bu koşullar altında bırakalım gazetecilik yapmayı, karnımızı doyurmamız bile bir şans meselesi halini almıştır.

‘Yönetim’ tarafından sık sık henüz maaş zamanı gelmeyen arkadaşlarımızın hak talep etmelerinin yanlış olduğu dile getirilmektedir. Aramızda alacaklı olan arkadaşlarımız olduğu gibi bilinmelidir ki mesai arkadaşlarının birbirlerinin derdine ortak olması insancıl ve meşru bir durumdur. Bu bir yana dursun, işe yeni başlayan arkadaşlarımızın gazetedeki gelecekleri konusunda kuşkulanması ve bu bağlamda talepte bulunan arkadaşlarına destek olması kaçınılmazdır; öyle de olmuştur.

Türkiye’de gazeteci olmanın ne gibi zorlukları olduğunu basına emek veren bütün meslektaşlarımız bilirler. Durum böyle olunca bugüne kadar tahammül sınırlarımızı ne derece genişlettiğimizin de farkına varacaklardır. Ancak maaşlarımızın ay içerisinde taksit olarak dahi yatırılmaması, bizleri severek ve onurla yaptığımız mesleğimize kısa bir ara vermek zorunda bırakmıştır.

Yazılarımızı, haberlerimizi, röportajlarımızı okuyan, takip eden okurlarımıza, halkımıza sözümüzdür: Gerçekleri anlatmaktan, halk için gazetecilik yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Niyetlerinden bağımsız; bu koşullar altında çalışmayı sürdüren arkadaşlarımıza da gazetecilik yaşamlarında başarılar diler, kendilerine bir kızgınlığımız olmadığını belirtmek isteriz. Son beklentimiz ve talebimiz ise alacaklı olduğumuz ücretlerin ve bizden önce çalışan ancak işten çıkarılan ya da ayrılmak zorunda kalan Yurt emekçisi arkadaşlarımızın alacaklarının ödenmesidir.”

Devamını oku

Genel

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan skandal ‘Barış Pınarı’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafında Suriye’nin kuzenin teröristlerden arındırmak için başlatılana ‘Barış Pınarı’ harekatıyla ilgili Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Mustafa Akıncı’nın skandal bir açıklama geldi. Peki Mustafa Akıncı’nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı ‘Barış Pınarı’ harekatı ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı açıklaması neydi? Detaylar haberimizde…KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla yürütülen Barış Pınarı Harekatı dördüncü gününde tepki çeken bir açıklama yapmıştı.

MUSTAFA AKINCI NE DEMİŞTİ?

İşte Akıncı’nın resmi sosyal medya hesabından yaptığı o skandal açıklaması:

“Bazen sessiz kalmak söyleyecek sözünüz olmadığından değildir. Bazen durumlar o kadar karmaşıktır ki, bazı kestirmecilerin kolaycılığında “Evet” ya da ” Hayır “la geçiştirilmesi mümkün değildir. Söyleyeceklerinizle durumu etkileme olanağını göremediğiniz durumlarda sessiz kalmak da gerekebilir. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki son operasyonu konusunda sürekli üzerime geliniyor. Kimi görüşümü merak ettiğinden, ama bir çoğu da kendi politik amaçlarına malzeme yapmak telaşı ile sabırsızlanıyor. Bazı çok bilmişler de bu sessizlik üstüne komplo teorileri bile icat etmeye başladılar. Bu durumda ne düşündüğümü açıklamak kaçınılmaz oldu: Her şeyden önce içimizde Türkiye’nin iyiliğini ve terör belasından kurtulmasını istemeyen olduğuna inanmıyorum. Mesele “Türkiye’nin iyiliği nerededir?” sorusunun yanıtındadır. Bu sorunun gerçek muhatabı elbette Türkiye’de yaşayanlardır. Ama benim inancım Suriye topraklarının artık neredeyse 10. yılına girmekte olan savaşa doyduğu noktasındadır. On yıldır akan kan bundan böyle de akmaya devam ederse barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır. Bana göre Türkiye’nin mutlu ve huzurlu geleceği Türkü – Kürdü – Arabı ve Türkmeni ile tüm bölge halklarının dialog içinde inşa edecekleri bir düzenle mümkün olacaktır. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde kendi sınırlarına sahip çıkabileceği ve Türkiye’nin de kendi sınırlarını güvende hissedebileceği bir durumun yaratılması gerekiyor. Bunun için kanımca Türkiye ile Suriye arasında en erken zamanda ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin büyük yararı olacaktır. Bunun da ötesinde Türkiye’nin Mısır dahil diğer bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin de düzeldiğini görmek en büyük dileğimdir. AB ile kavgalı değil işbirliği içinde bir Türkiye herkes için daha iyi olacaktır. 1974 yılında 27 yaşındayken, Faşist Yunan Cuntasının neden olduğu Türkiye’nin askeri harekatında ben de her genç Kıbrıslı Türk gibi görev aldım. Lefkoşa’da Dereboyu’ndaki savaşta arkadaşlarım yanımda şehit düştüler; pek çoğumuz gibi ben de savaşın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu nedenle savaşın acılarını hiç bir toplumun yaşamasını istemem. Türk- Kürt- Arap hiçbir çocuğun burnunun kanamasını arzulayamam. Daha önce de söyledim 1974’te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce dialog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir.”

Devamını oku

Gündem

AKP’li vekil Yeni Şafak’a böyle tepki gösterdi: Korkunç, vahşet, rezalet, barbarlık, şiddetle kınıyorum

Yayınlanma tarihi

-

AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu Yeni Şafak’ın “Hevin Halef” haberine tepki gösterdi

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef’in öldürüldüğünü iddia etti.

Yeni Şafak gazetesinin “yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre” diyerek verdiği haberde, “Terör örgütü PYD’nin Suriye’deki siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef, başarılı bir operasyonla etkisiz hale getirildi. Rakka’dan Kamışlı’ya ilerlediği sırada, önceden yapılan istihbarat çalışması sonucu havadan yapılan müdahale sonucu vuruldu.  Sabah erken saatlerde düzenlenen operasyon sonucu etkisiz hale getirilen Hevin’in cenazesi, terör örgütü PYD’nin işgali altındaki Kamışlı’ya götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

Yeni Şafak’ın bu haberine AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu tepki gösterdi. Yeni Şafak’ın konuyla ilgili haberini paylaşan AKP’li Yeneroğlu, “Yerde yatan bir sivilin infaz edilmesi korkunçtur. Bunun başarılı bir operasyon olarak takdim edilmesi bir vahşettir. Birde alakasız biçimde ordumuza mal edilmesi ayrı bir rezalettir. Bu vahşeti gerçekleştiren gruplar mehmetçikle alakası olmayan barbarlardır. Şiddetle kınıyorum” diye yazdı.

İşte AKP’li Yeneroğlu’nun o mesajı:

 

Devamını oku

Popüler İçerikler