Takip Edin

Gündem

Kaftancıoğlu: AKP’nin son 15 yılda yaptıklarına ciddi çalışmalarımız var. Halka nasıl ihanet edildiğine dair belgeler-bilgiler elimizde

Yayınlanma tarihi

-

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, AKP’nin son 15 yılda yaptıklarına dair ciddi çalışmalar içinde olduklarını söyledi. Kaftancıoğlu, “Halka nasıl ihanet edildiğine dair belgeler-bilgiler elimizde” dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, seçim gecesi ve sonrasında yaşananları Birgün’den Uğur Koç’a anlattı.

Koç’un soruları ve Kaftancıoğlu’nun bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

– Seçim öncesindeki buluşmamızda sandık güvenliği için tüm önemleri aldığını söylemiştiniz? Önlemleriniz İstanbul’un alınmasında nerede duruyor? “Bu önemler olmasaydı” sorusuna cevap aradınız mı?

Geçmiş deneyimlerimizi dikkate almayıp olması gerektiği gibi hazırlanmasaydık, bu seçimin sonucu 31 Mart akşamı ortaya çıkan gerçek sonuç değil, iktidarın topluma dayatıp zorla kabullendireceği bir sonuç olacaktı. Onlar, seçim gecesi lehlerine çıkaracakları sonucun planını önceden yapmıştı. Ancak biz sandıklara etkin biçimde sahip çıkarak bu oyunu o gece bozduk.

31 Mart akşamı Anadolu Ajansı (AA), saat 19.00 itibariyle veri aktarmaya başladı. İlk olarak sandıkların yüzde 24’ünün açıldığını söyledi. Saat 21.00’e gelindiğinde ise sandıkların yüzde 80’inin açıldığı belirtildi. Bu aşamada AA’ya göre Binali Yıldırım 4 puan öndeydi. Bizim AA ile dakika dakika kıyaslayarak tuttuğumuz kendi verilerimizde ise saat 21.00’de sandıkların yüzde 36,5 sandığın açılmış, oran olarak AKP’nin yüzde 44, bizim ise yüzde 52 olduğumuz görülüyordu.

Bu aşamada biz, önceki seçimlerde yaptıkları gibi bir algı operasyonu yapacaklarını öngördük. Ve Ekrem İmamoğlu saat 21.00’de kameraların karşısına geçerek doğru rakamları verdi, o çok konuşulan açıklamasını yaptı: “Kimsenin hakkını yemem, hakkımı da kimseye yedirmem.”

‘AKP DE BİLİYORDU’

23.22’de ise Binali Yıldırım çıktı ve ‘biz kazandık’ dedi. AA bu sırada veri akışını durdurdu. Bizim sistemimize göre ise Ekrem İmamoğlu öndeydi. 04.39’da Bayram Şenocak kürsüye çıkarak, “3 bin 870 oyla seçimi kazandık” dedi.

Acı olan şu; o gece bize AKP’nin kendi sisteminden de ekran görüntüleri geliyordu. Bayram Şenocak açıklama yaptığı sırada AKP’nin kendi sisteminde de Ekrem İmamoğlu öndeydi.

Bu seçimde YSK’nin elindeki verilere, bizim elimizdeki verilere ve hatta AKP’nin sistemindeki verilere göre bile Ekrem İmamoğlu öndeyken çıkıp birilerinin, “Biz kazandık” demesini toplum uzun uzun düşünmeli. AKP’nin milletin iradesine nasıl yaklaştığının en somut örneğidir bu seçimler.

‘SANDIKLARA SAHİP ÇIKMASAYDIK’

O gece bu işi bitireceklerini düşünüyorlardı. O gece ıslak imzalı tutanakların bizim elimizde olup olmadığını araştırdılar. Islak imzalı tutanaklar elimizde olmasaydı, vatandaşa verdiğimiz sandıklara sahip çıkma sözünü tutmasaydık bir gün sonra kimsenin söylediğinin bir anlamı olmayacaktı. “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diyeceklerdi.

– Islak imzalı tutanakların elinizde olup olmadığının araştırıldığı bilgisi somut mu? Bu bilgi size nasıl geldi? Nasıl araştırdılar bunu?

Bu bilgi çok güvendiğimiz bir kaynaktan ve doğrudan bize geldi. Telefon açıp, “Islak imzalı tutanaklar hakikaten ellerinde mi?” diye sordular. Bunu ciddi bir şekilde araştırdılar.

‘AA HİÇ İLETİŞİME GEÇMEDİ’

AA, veri sağlayamadığını iddia ettiği sıralarda veya öncesinde/sonrasında sizden hiç veri aldı mı? Ya da bu süreçte sizden hiç talepte bulundu mu?

AA bizden ne bir veri aldı, ne de bir bilgi talebinde bulundu. Bizden talepte bulunsaydı elimizdeki verileri memnuniyetle paylaşırdık. Ancak AKP, AA eliyle operasyon yapmaya çalıştı. YSK de zaten çıkıp “AA bizden veri almıyor” diye açıklama yaptı. Bunun adı “operason”dur, başka bir şey değil.

‘HİÇBİR İTİRAZ YOKTU’

– Sonrasındaki YSK tavrını ele alalım. Geçersiz oyların sayılması ve gelişen tüm süreç hukuki anlamda ne ifade ediyor? Sizce YSK ne kadar hukuk içinde kaldı, ne kadar hukuk dışına çıktı?

2014 Ankara seçimlerinde geçersiz oylara dair sandık başlarında ciddi itirazlar olmasına ve aradaki fark çok daha az olmasına rağmen talebi kabul etmeyen YSK’ydi. İstanbul’da ise sandık başlarında geçersiz oylara dair bir itiraz dahi yok. 31 bin 186 sandıktan hiçbirinde geçersiz oylara dair tutanak tutulmamış. Buna rağmen YSK’nin aldığı yeniden sayım kararını hukukla değerlendirmek mümkün değil.

Bizim oyların sayılmasıyla ilgili bir kaygımız, çekincemiz yoktu. Ancak sürecin hukuk zemininde ilerlemesi zorunludur. Tüm çabamız buna dairdi.

Geçersiz oylar sayıldı, sondaj sandıklar sayıldı, bazı ilçelerde tüm oyların sayıldı bir şey değişmedi… Sonra Büyükçekmece ve Maltepe sürecini başlattılar.

Nihayetinde buralarda istediğini elde edemeyen AKP ‘tam kanunsuzluk’ iddiasıyla bir dilekçe verdi ama dilekçenin bir cümlesinde dahi bu tam kanunsuzluk durumu net biçimde tespit edilmiyor. Ben buna ‘hezeyanlar dilekçesi’ diyorum. Çünkü başka bir anlamı yok.

Gelinen aşamada YSK, kısıtlı seçmenlerin oy kullanıp kullanmadığının araştırılması talimatı verdi.

‘KISITLI SEÇMENLERDE SORUN YOK’

– YSK’nin verdiği kararda yer alan 41 bin kişilik listeye ulaşıp analiz ettiniz mi? Nasıl bir sonuç öngörüyorsunuz?

Bütün görevlilerimizi hala ilçe seçim kurullarında. Süreci yakından takip ediyoruz ve görüyoruz ki bu 41 bin seçmenin hiçbiri oy kullanmamış.

Bizim hala ilçe seçim kurullarında süreci yakından takip etmemizin nedeni, listelerde bir değişiklik yapmalarına engel olmak. Yoksa bu tartışmanın da sonuç getirmeyeceğini biliyoruz.

O SORUMLULUĞU ZEVKLE TAŞIYORUM

– İstanbul il başkanı seçildiğiniz süreçte hedef haline getirildiğiniz. Seçim sürecinde tekrar hedef tahtasına oturtuldunuz ve bu durum hala devam ediyor. Nasıl değerlendiriyorsunuz bunu?

Kaybetmeyi hazmedememelerine bağlıyorum. İstanbul İl Başkanı olduğum süreçte “İstanbul’dan geldiler, İstanbul’dan gidecekler” demiştim. 14 ay boyunca bu söylediklerimin gereği olarak biz çalıştık, onlarsa beni ve bizi hedef gösterdiler. Bunlara kulak tıkadık, çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürdük. Seçimden sonra da bana ve Ekrem Bey’e yönelik saldırılarını devam ettiriyorlar. İstanbul’u kaybetmelerinin sorumlusu olarak bizi görüyorlar. Ne mutlu ki bu sorumluluğu büyük bir zevkle taşıyorum.

‘PİRAMİDİ TERSİNE ÇEVİRİYORUZ’

– Bundan sonra İstanbul’u nasıl bir gelecek bekliyor. İktidar medyasında ‘devri sabık’ yaratacağınız iddiaları var. Sizden önceki döneme dair ne gibi tasarruflarınız olacak ve bunları nasıl bir kavramla ifade edersiniz?

Kentler, aslında anlayışlar tarafından yönetilir. Yani siz bir kentte bir kişiyi seçersiniz ama aslında orayı seçtiğiniz anlayış yönetir. Bu manada biz sürecin başından beri aynı zamanda İstanbul’da nasıl bir yerel yönetim örneği sergileneceğine dair çalışma yaptık.

Biz bir yıl öncesinden İstanbul’da “iktidarı paylaşmak” diye bir yerel yönetim anlayışı ortaya koyduk. Biz “iktidarı paylaşmak” anlayışıyla piramidi tersine çeviriyoruz. En tepede vatandaş yer alıyor bizim piramidimizde. En sonda ise belediye başkanı. İşte biz bu anlayışa inanarak çalışma yaptık.

AKP’nin son 15 yılda yaptıklarına dair de çok ciddi çalışmalarımız var. Halka nasıl ihanet edildiğine dair belgeler-bilgiler elimizde. Örneğin vakıflara, derneklere – ki bunların hepsi yandaşlardan oluşuyor- belediyeden 847 milyon lira kaynak aktarılmış.

Tüm bu tabloyu görerek biz bu sürece ‘yeni bir başlangıç’ dedik ve öyle yola çıktık.

‘MERKEZDE VATANDAŞ OLACAK’

Bundan sonra İstanbul’da Ekrem İmamoğlu’nun başkanlığında yapılan her şeyin merkezinde vatandaş olacak. Her şey şeffaf biçimde yapılacak. Alınan tüm kararlar piramidi tersine çevirmek diye tariflediğimiz demokratik yöntemlerle alınacak. Yapılanlar da nasıl, ne şekilde, bütçesine kadar vatandaşla paylaşılacak. Yapılamayan da neden ve nasıl yapılamadı, yine vatandaşla paylaşılacak.

‘ENGELLEME SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİL’

– AKP’nin Belediye Meclis toplantılarında engelleme yapmaya çalıştığını görüyoruz. Nasıl bir sonuç çıkacak bu durumdan?

16 milyon vatandaşın desteğini arkanıza aldığınızda sizi hiçbir güç durduramaz. Belki bir dönem durduracaklarını sanacaklar ama vatandaşın desteğiyle durduramayacaklar. Büyükşehir’de amacınız gerçekten vatandaşa hizmet olacak ve vatandaştan hiçbir şey saklamayacaksınız; vatandaş için bir öneri getirip de AKP reddedecek… Böyle bir şeyin sürdürülebilir olması mümkün değil. Bu durum, onların vatandaşın verdiği mesajı hala anlamadıklarını gösteriyor.

Öğrenci ulaşım kartlarının 50 TL yapılacağı açıklandı. Su fiyatları indirilmesi ve diğer birkaç başlıkta neler yapılacağı açıklandı. Peki İstanbul’da kısa vadede değişecek diğer şeyler neler, parti olarak bunları planladınız mı?

Bunların planları Ekrem İmamoğlu ve ekibi tarafından hazırlandı. Yakında çıkıp İstanbul’da neler yapacağına dair fikirlerini paylaşacak. Çok yakında bu açıklanacaktır.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Akp’li Milli Eğitim Şube Müdürü İzmir Marşı Söyleyen Çocuğun Boğazını Sıktı

Yayınlanma tarihi

-

Marmaris’te sabah düzenlenen 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı yürüyüşünde gergin anlar yaşandı. Marmaris İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü tarafından düzenlenen yürüyüş boyunca Mehter ve 15 Temmuz Marşı çalınmasına öğrenciler tepki gösterdi. İzmir Marşı söylemeye başladı, Marmaris İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü B.E İzmir Marşı söyleyen öğrenciyi önce susması yönünde uyardı, sonra da boğazını sıktı.

Devamını oku

Gündem

Ameliyattan çıkar çıkmaz Narkozun etkisinde “Mazbatayı ver İmamoğlu’na mazbatayı ver” diyen vatandaş sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı

Yayınlanma tarihi

-

Ameliyattan çıkar çıkmaz Narkozun etkisinde “Mazbatayı ver İmamoğlu’na mazbatayı ver” diyen vatandaş sosyal medyada paylaşım rekorları kırdı.

Devamını oku

Gündem

23 Haziran seçimi için 2 anket şirketinden çarpıcı sonuçlar geldi!

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul 23 Haziran’da yeninden seçime giderken Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki oy farkının az olması küçük partilerin önemini artırdı. Partiler ayrıca sandığa gitmeyenleri de kazanmaya yönelik strateji kuruyor. MAK Araştırma Başkanı Mehmet Ali Kulat sahada yaptıkları son araştırmalar çerçevesinde küçük partilerin oylarının genel olarak İmamoğlu lehine olacağını öngörüyor.

Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz ise Saadet Partisi’nin seçime katılma kararını muhalefet için avantaj olarak yorumladı.

İstanbul’da 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde Ekrem İmamoğlu ve Binali Yıldırım’ın oyları arasındaki farkın çok az olması ittifak dışında kalan küçük partilerin oylarının önemini artırırken, 23 Haziran’da yenilenecek seçimde her iki tarafın da bu partilerin seçmenlerinin yanı sıra sandığa gitmeyen kesimleri ikna etmeye çalışacağı tahmin ediliyor.
Anket, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yenilenmesine karar verdiği 31 Mart seçiminde İstanbul’da oyların yeniden sayılmasıyla İmamoğlu ile Yıldırım arasındaki oy farkı 13 bin 729 olarak açıklanmıştı.

Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı dışında kalan partilerin ve bağımsız adayların toplam oyu ise yaklaşık 210 bini buluyor.

24’ü bağımsız toplam 32 adayın yarıştığı 31 Mart seçiminde İmamoğlu ve Yıldırım dışındaki adaylar arasında Saadet Partisi’nden Necdet Gökçınar 103 bin 364, Bağımsız Türkiye Partisi’nden Selim Kotil 27 bin 87, Türkiye Komünist Partisi’nden Zehra Güner Karaoğlu 10 bin 349, Vatan Partisi’nden Mustafa İlker Yücel 15 bin 428, Demokrat Parti’den Ersan Gökgöz 22 bin 268, Demokratik Sol Parti’den Muammer Aydın da 30 bin 884 oy almıştı.

AKP’ye yakınlığı ile bilinen MAK Araştırma Başkanı Mehmet Ali Kulat’a göre arada yüzde 2-3 farkın olduğu bir seçimde bu partilerin oyları çok da fazla bir anlam ifade etmezken, 31 Mart’ta iki adayın sonuçlarının birbirine bu kadar yakın bitmesi nedeniyle küçük partilerin oyları çok daha önemli hale geldi. DW Türkçe’den Gülsen Solaker’e konuşan Kulat, sahada yaptıkları son araştırmalar çerçevesinde küçük partilerin oylarının genel olarak İmamoğlu lehine olacağını öngörüyor.

Saadet’in kararı İmamoğlu lehine mi?
Bu partilerden en göze çarpanı olan Saadet Partisi 23 Haziran’da seçimlere kendi adayı ile katılacağını açıkladı.

Saadet Partili bir yetkili “AKP Saadet’in adayını çekmesini neden bu kadar istiyordu? Bunun bir nedeni var. Saadet ile AKP’nin tabanları aynı yerden gelir aslında” derken, Saadet Partisi adayını çekseydi seçmenlerinin oylarının bir bölümünün AKP’ye kayabileceği noktasına dikkat çekiyor.

MAK Araştırma Başkanı Kulat, Saadet Partisi’nin kendi adayını çıkarmasına karşılık parti yetkililerinin AKP hakkındaki sert üslubu ve İmamoğlu lehine açıklamalarının parti tabanının önemli kısmını İmamoğlu’na yönlendirebileceğini belirterek, “Herkesin tahmin ettiğinin ötesinde Saadet Partililerin aslında en uzak olduğu parti AKP’dir. İnsanlarda genellikle ayrıldıkları eşleri onlar için en uzak kişilerdir. Siyasette de bu böyledir aslında” değerlendirmesinde bulunuyor.

Saadet Partisi’nin yeniden kendi adayı ile seçime girme kararı siyasi kulislerde her ne kadar Millet İttifakı içinde olmasa da İmamoğlu lehine stratejik bir tutum olarak değerlendiriliyor.

Avrasya Araştırma Başkanı Kemal Özkiraz bu tutumu “Mevcut durumda Saadet hem kendi seçmenini AKP’ye kaptırmayacak hem de kendi tabanını korumuş olacak. Mağduriyet algısı sebebiyle CHP’ye oy verecek seçmenleri ise İmamoglu’na oy verecek. Yani Saadet’in seçime katılması muhalefet için avantaj” sözleriyle yorumluyor.

DSP’nin adayı çekildi
Öte yandan DSP’nin adayı Muammer Aydın, 12 Mayıs günü adaylıktan çekildiğini açıklarken, parti kurulları Aydın’ın yerine yeni bir aday çıkarmama kararı aldıklarını açıkladı. MAK Araştırma Başkanı Kulat, taban olarak yakınlığı dolayısıyla DSP seçmenlerinin de büyük bir bölümünün CHP’ye kaymasını bekliyor.

Türkiye Komünist Partisi de YSK’nın 31 Mart seçimini iptal etme kararını eleştirerek, 23 Haziran’da yenilenecek seçime adaylarının girmeyeceğini belirtmişti.

“İmamoğlu-Yıldırım farkı ez az 500 bin olacak”
İttifak dışında kalan küçük partilerin oy potansiyellerini DW Türkçe’ye değerlendiren veri analisti Polimetre’nin kurucusu Mehmet Günal Ölçer de bu partilerin seçmenlerinin tercihlerinin İmamoğlu lehine kayacağını düşünüyor.

Ölçer, yaptıkları son veri analizine göre, HDP’nin duruşunu değiştirmemesi durumunda İmamoğlu ile Yıldırım arasında şu anda 13 bindeki oy farkının en az 500 bine çıkabileceğini belirterek, “Bu farkın İmamoğlu lehine en az 500 bin olacağını, hatta bir milyona kadar çıkabileceğini öngörüyoruz” diyor.

İmamoğlu’na kayacak yeni oyların ittifak dışında Saadet, DSP, TKP gibi küçük partilerin yanı sıra oy kullanmayan ama AKP’ye kızgın olan kesimden de geleceğini söyleyen Ölçer, “Çok net olarak gördüğümüz kimsenin oyu İmamoğlu’nun aleyhine değişmiyor. Değişen bütün oyların ve kullanılmayan oyların en az yüzde 90’ının İmamoğlu lehine kullanılacağını düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Kulat: “Muhafazakar Kürtlerin oyu kilit”
23 Haziran seçimlerinde küçük partilerin oylarının yanı sıra sandığa gitmeyen kesimlerin oyları da odak noktası olmuş durumda. İstanbul’da 31 Mart seçimlerine katılım oranı yüzde 83.88’di.

Kulat, son yaptıkları ve rapor olarak Cumhurbaşkanlığı ile AKP’ye de sundukları bir değerlendirmeyi DW Türkçe ile paylaştı. Buna göre son seçimde İstanbul’da sandığa gitmeyen seçmen oranı yüzde 17 ve diğer seçimlerle kıyaslandığında bu oranda yüzde 6-7 oranında bir artış görülüyor.

Sandığa gitmeyen yüzde 6-7 oranındaki seçmenin kimler olduğunu Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamları ile analiz ettiklerini ifade eden Kulat, tespitlerini şöyle aktarıyor:

“Eskiden beri AKP’ye oy veren muhafazakar Kürt seçmenin önemli bir kısmının bu kez sandığa gitmediğini gördük. Bu sonucu da Esenyurt, Pendik, Küçükçekmece, Bağcılar ve Sultanbeyli gibi muhafazakar Kürt seçmenin yoğun olduğu bölgelerde sandığa gitme oranı düşüklüğünden çıkardık. Seçimin kaderinde muhafazakar Kürt seçmenin etkili olacağını düşünüyorum.”

Avrasya Araştırma Başkanı Özkiraz ise seçim sonuçlarını belirleyecek olan kitlenin AKP seçmenleri içerisinden muhalefete geçecek veya oy kullanmayacak olan seçmenler olduğunu düşünüyor. Diğer araştırmacıların aksine seçime katılım oranının oldukça düşük olacağını belirten Özkiraz, yeni protestocu seçmenin Cumhur İttifakı bileşenlerinden olacağını düşündüğünü aktarıyor.

İstanbul’daki yeni seçim için zaman daralırken, sahada yapılan anketler ve siyasi analizler ışığında gerek Millet gerekse Cumhur İttifakı’nın bir yandan kendi tabanlarını korumaya çalışırken, diğer yandan küçük partilerin seçmenlerini ve sandığa gitmeyen kesimleri kazanmaya yönelik strateji kurdukları belirtiliyor.

Devamını oku

Popüler İçerikler