Takip Edin

Gündem

Kuran kursunda istismara uğrayan çocuklar anlattı: Cinlerle korkutup bize…

Yayınlanma tarihi

-

İstanbul Ümraniye’de Fıkıh-Der isimli derneğin bünyesinde faaliyet gösteren ruhsatsız yatılı Kuran kursunda cinsel istismara uğrayan çocuklar ve aileleri konuştu. Çocukların anlattığı zincirleme istismara olayında, Mescide kapatıp günlerce aç bırakılan çocuklara istismar, Cinlerle korkutup defalarca istismar edilen en az 20, ama sayısı daha fazla olduğu ifade edilen çocuklar.. Kurs hocaları tarafından istismara uğradıklarını ailesine anlattılar. İstismara uğrayan H. R.Ö. isimli çocuğun babası Ertan Ö.’nün ‘hocalar öyle şey yapmaz, benim oğlum i…nedir..’ diyerek kendi çocuğunu suçladığı öne sürüldü..

Kuran kursunda istismara uğrayan çocuklar anlattı;

Cinlerle korkutup defalarca istismar ettiler.. Çok sayıda çocuk istismar ediliyordu..

Ailelerin anlatımları ve çocukların beyanları yaşanan dehşeti gözler önüne serdi. 14 yaşındayken Kuran kursuna giden Y. İ. isimli çocuk, “İstismara uğrayan en az 30-35 çocuk var. Bazı arkadaşlarımız eğer konuşurlarsa hocanın cinlerinin kendilerine musallat olacağını söyleyip susuyorlar” dedi.

‘HER ŞEY MASAJLA BAŞLIYORDU’
Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre; kuran kursuna lise 1. sınıfta başladığını belirten Y. İ. kursta kaldığı süre içerisinde kurs sorumlusu Ömer I’nın bazı çocukları seçerek kayırdığını, daha sonra ise kayırdığı bu çocukları odasına çağırdığını söyledi. “Her şey masajla başlıyordu” diyen Y. İ. “Hoca odasına çağırarak kendisine masaj yaptırıyordu. Daha sonra farklı yerlerine dokunduruyordu. Bana da yaptırdı. Ancak daha ileriye gidemedi. M. E. Ö. isimli çocuğun, hocalarla aynı yatakta yattığını, sabah kalkıp duş aldıklarını, daha sonra ise namaz kıldıklarını çok gördüm. Ancak bu çocuk önce tüm yaşadıklarını anlatmasına rağmen, daha sonra şikâyetçi olmadı. Kurstaki diğer çocuklar da yaşadıklarını anlatıyordu. Ancak bizim şikâyetimizin ardından onlar karakolda aksini iddia ettiler. Konuşmayan en az 30 arkadaşımız var. Kendilerine hocanın cinlerinin musallat olacağını söyleyip susuyorlar. Hoca zaten verdiği derslerde sürekli cinleri olduğunu söylerdi” diye konuştu.

Yatılı Kuran kursunda cinsel istismar skandalı! Mescide kilitleyip, defalarca tecavüz ettiler…

DAYAK YİYEN EVE GİDEMİYORDU
13 yaşında kursa giden mağdur çocuk İ. T. de kursta yaşananları şu sözlerle özetliyor: “Kurs sorumlusu ve eğitmenler cinsel el kol şakaları yapıyorlardı. Göğüslerini öptürüyorlardı. Bazı arkadaşlarımızı kucaklarına alıyorlardı. İşin dayak boyutu da vardı. Çekiçlerle dövülüyorduk. Dayak yediğimiz haftalarda bizi eve yollamıyorlardı. O dönemin cahilliğiyle kursu satmayacağız diyorduk. Ailesi arkasında durmayan çocuklar daha çok dayak yiyordu.”

Mağdur H.R.Ö.’nün babası Ertan Ö. ise çocuğunun kurs hocalarına iftira attığını öne sürdü. “Neden iftira attığını bilmiyorum” diyen baba Ertan Ö. “Bu hocaları çok iyi tanıyorum. Böyle şeyler yapmalarının mümkünü yok. Ben hocalardan şikâyetçi değilim. Gözümle böyle bir şey görmedim” dedi.

EŞİNİ EVDEN KOVDU
Ertan Ö’nün bu skandalın ortaya çıkmasının ardından çocuğunun yanında duran eşi ile de defalarca tartıştığı ve eşini bir dönem ailesinin evine gönderdiği öğrenildi.

BABAM İNANMADI
14 yaşındayken Kuran kursuna giden Y. İ. yaşadıklarını ailesine anlatmasının ardından Kuran kursundan ayrıldığını aktardı. Y. İ. “Daha sonra kurstan kuzenim H.R.Ö. ve diğer çocuklarla konuşunca olayın boyutlarını öğrendim. H. R.Ö.’nün babası Ertan Ö. bize inanmıyor. Ertan Ö. bir kez oğlunu dinlemiş, oğlunun vücudundaki kesikleri görmüş, çocuğunun her gece uykudan nasıl sıçradığını görmüş bir baba değil. ‘Çocuğum i…’ deyip hocaların suçsuz olduğunu iddia ediyor” dedi. Mağdur çocuk H. R.Ö. ise 13 yaşında Kuran kursunda kalmaya başladığını belirtti. Kurstan iki yıl önce ayrıldığını belirten H. R.Ö. kurs sorumlusu Ömer I.’nın anneannesinin bir akrabasıyla evlendirilecek olması nedeniyle yaşadıklarını kuzeni Y.İ. ile paylaştığını söyledi. H. R.Ö. “Bize bunları yaşatan adam bir akrabamız ile evlendirilecekti. O an diğer hocalardan birinin kız kardeşimle evlendirilme ihtimalini düşündüm. Buna izin vermemeliydim. Yaşadıklarımı Y. İ. abime anlattım. Kursta kalan diğer çocuklar ile görüştük. Gidip şikâyetçi olduk. Benzer durumları yaşayan çok sayıda çocuk var” dedi. H. R.Ö. “Ailem arkamda durmadığı için ben ve abim çok fazla dayak yerdik” diye konuştu.

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

CHP’li gazete yine emekçileri mağdur etti

Yayınlanma tarihi

-

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti…

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti.

CHP’li Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu gazete içerisinde bir açıklama yapan editör ve muhabirler Tolga Kaan Ateşli, Ökkeş Taşkın, Cengiz Karagöz, Neslişah Bozkurt, Umut Taştan ve Buse Çelebi sert bir açıklamayla gazeteden ayrıldı.

Gazeteciler açıklamalarında, “11 Ekim 2019 tarihi itibariyle metnin sonunda imzaları bulunan Yurt Gazetesi emekçileri olarak işimizden ayrılmak zorunda kaldığımızı tüm ilerici basın camiasına ve basın emekçisi meslektaşlarımıza ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

Aylardır yaşadığımız eksik maaş, esnek ve ücretsiz mesailer, izinsiz çalışma gibi başlıklar artık biz Yurt çalışanlarını gündelik yaşamlarını planlayamayacak denli bir kaosa sürüklemiş, arkadaşlarımız ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirilmişlerdir. Problemlerimiz bugüne kadar gazete yönetimine belli aralıklarla iletilmiş, son olarak 3 Ekim tarihinde bütün çalışanlar ve yönetim ile gerçekleştirilen ve gündem maddelerini ekonomik sorunların oluşturduğu toplantıda sorunun çözümüne yönelik, yönetim tarafından 10 Ekim tarihinde adım atılacağı çalışanlara bildirilmiştir. Ancak verilen tarihte çalışanların lehine herhangi bir adım atılmamıştır.

Bunun üzerine gazeteye gelmek üzere yol parasını bile zor denkleştiren bizler, durumu tekrar yönetime bildirerek; bu koşullar altında 11 Ekim tarihinde gazeteye gelmemizin fiziksel olarak mümkün olmadığını, çoğu arkadaşımızın fatura ve kira borçları nedeniyle kendi evinde de iş göremez halde olduğunu ilettik. Bunun üzerine 200 Lira gibi komik bir rakamı aramızda paylaşmamız ve sorunu ortadan kaldırmamız istendi. Her kapılarını çalışımızda olduğu gibi bir kez daha ileri bir tarihe ödeme yapılacağına yönelik beyanda bulunuldu.

Açıkça ifade ediyoruz ki ne ekip arkadaşlarımızdan ne de Yurt çalışanı olmaktan gocunduk. Aksine taleplerimizi en çok da emek verdiğimiz, ter döktüğümüz, her türlü zorluğa beraber göğüs gerdiğimiz gazetemizde devamlılığımızın sağlanabilmesi hususuna vurgu yaparak iletmeyi tercih ettik. Ancak bu koşullar altında bırakalım gazetecilik yapmayı, karnımızı doyurmamız bile bir şans meselesi halini almıştır.

‘Yönetim’ tarafından sık sık henüz maaş zamanı gelmeyen arkadaşlarımızın hak talep etmelerinin yanlış olduğu dile getirilmektedir. Aramızda alacaklı olan arkadaşlarımız olduğu gibi bilinmelidir ki mesai arkadaşlarının birbirlerinin derdine ortak olması insancıl ve meşru bir durumdur. Bu bir yana dursun, işe yeni başlayan arkadaşlarımızın gazetedeki gelecekleri konusunda kuşkulanması ve bu bağlamda talepte bulunan arkadaşlarına destek olması kaçınılmazdır; öyle de olmuştur.

Türkiye’de gazeteci olmanın ne gibi zorlukları olduğunu basına emek veren bütün meslektaşlarımız bilirler. Durum böyle olunca bugüne kadar tahammül sınırlarımızı ne derece genişlettiğimizin de farkına varacaklardır. Ancak maaşlarımızın ay içerisinde taksit olarak dahi yatırılmaması, bizleri severek ve onurla yaptığımız mesleğimize kısa bir ara vermek zorunda bırakmıştır.

Yazılarımızı, haberlerimizi, röportajlarımızı okuyan, takip eden okurlarımıza, halkımıza sözümüzdür: Gerçekleri anlatmaktan, halk için gazetecilik yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Niyetlerinden bağımsız; bu koşullar altında çalışmayı sürdüren arkadaşlarımıza da gazetecilik yaşamlarında başarılar diler, kendilerine bir kızgınlığımız olmadığını belirtmek isteriz. Son beklentimiz ve talebimiz ise alacaklı olduğumuz ücretlerin ve bizden önce çalışan ancak işten çıkarılan ya da ayrılmak zorunda kalan Yurt emekçisi arkadaşlarımızın alacaklarının ödenmesidir.”

Devamını oku

Genel

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan skandal ‘Barış Pınarı’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafında Suriye’nin kuzenin teröristlerden arındırmak için başlatılana ‘Barış Pınarı’ harekatıyla ilgili Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Mustafa Akıncı’nın skandal bir açıklama geldi. Peki Mustafa Akıncı’nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı ‘Barış Pınarı’ harekatı ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı açıklaması neydi? Detaylar haberimizde…KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla yürütülen Barış Pınarı Harekatı dördüncü gününde tepki çeken bir açıklama yapmıştı.

MUSTAFA AKINCI NE DEMİŞTİ?

İşte Akıncı’nın resmi sosyal medya hesabından yaptığı o skandal açıklaması:

“Bazen sessiz kalmak söyleyecek sözünüz olmadığından değildir. Bazen durumlar o kadar karmaşıktır ki, bazı kestirmecilerin kolaycılığında “Evet” ya da ” Hayır “la geçiştirilmesi mümkün değildir. Söyleyeceklerinizle durumu etkileme olanağını göremediğiniz durumlarda sessiz kalmak da gerekebilir. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki son operasyonu konusunda sürekli üzerime geliniyor. Kimi görüşümü merak ettiğinden, ama bir çoğu da kendi politik amaçlarına malzeme yapmak telaşı ile sabırsızlanıyor. Bazı çok bilmişler de bu sessizlik üstüne komplo teorileri bile icat etmeye başladılar. Bu durumda ne düşündüğümü açıklamak kaçınılmaz oldu: Her şeyden önce içimizde Türkiye’nin iyiliğini ve terör belasından kurtulmasını istemeyen olduğuna inanmıyorum. Mesele “Türkiye’nin iyiliği nerededir?” sorusunun yanıtındadır. Bu sorunun gerçek muhatabı elbette Türkiye’de yaşayanlardır. Ama benim inancım Suriye topraklarının artık neredeyse 10. yılına girmekte olan savaşa doyduğu noktasındadır. On yıldır akan kan bundan böyle de akmaya devam ederse barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır. Bana göre Türkiye’nin mutlu ve huzurlu geleceği Türkü – Kürdü – Arabı ve Türkmeni ile tüm bölge halklarının dialog içinde inşa edecekleri bir düzenle mümkün olacaktır. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde kendi sınırlarına sahip çıkabileceği ve Türkiye’nin de kendi sınırlarını güvende hissedebileceği bir durumun yaratılması gerekiyor. Bunun için kanımca Türkiye ile Suriye arasında en erken zamanda ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin büyük yararı olacaktır. Bunun da ötesinde Türkiye’nin Mısır dahil diğer bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin de düzeldiğini görmek en büyük dileğimdir. AB ile kavgalı değil işbirliği içinde bir Türkiye herkes için daha iyi olacaktır. 1974 yılında 27 yaşındayken, Faşist Yunan Cuntasının neden olduğu Türkiye’nin askeri harekatında ben de her genç Kıbrıslı Türk gibi görev aldım. Lefkoşa’da Dereboyu’ndaki savaşta arkadaşlarım yanımda şehit düştüler; pek çoğumuz gibi ben de savaşın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu nedenle savaşın acılarını hiç bir toplumun yaşamasını istemem. Türk- Kürt- Arap hiçbir çocuğun burnunun kanamasını arzulayamam. Daha önce de söyledim 1974’te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce dialog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir.”

Devamını oku

Gündem

AKP’li vekil Yeni Şafak’a böyle tepki gösterdi: Korkunç, vahşet, rezalet, barbarlık, şiddetle kınıyorum

Yayınlanma tarihi

-

AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu Yeni Şafak’ın “Hevin Halef” haberine tepki gösterdi

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef’in öldürüldüğünü iddia etti.

Yeni Şafak gazetesinin “yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre” diyerek verdiği haberde, “Terör örgütü PYD’nin Suriye’deki siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef, başarılı bir operasyonla etkisiz hale getirildi. Rakka’dan Kamışlı’ya ilerlediği sırada, önceden yapılan istihbarat çalışması sonucu havadan yapılan müdahale sonucu vuruldu.  Sabah erken saatlerde düzenlenen operasyon sonucu etkisiz hale getirilen Hevin’in cenazesi, terör örgütü PYD’nin işgali altındaki Kamışlı’ya götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

Yeni Şafak’ın bu haberine AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu tepki gösterdi. Yeni Şafak’ın konuyla ilgili haberini paylaşan AKP’li Yeneroğlu, “Yerde yatan bir sivilin infaz edilmesi korkunçtur. Bunun başarılı bir operasyon olarak takdim edilmesi bir vahşettir. Birde alakasız biçimde ordumuza mal edilmesi ayrı bir rezalettir. Bu vahşeti gerçekleştiren gruplar mehmetçikle alakası olmayan barbarlardır. Şiddetle kınıyorum” diye yazdı.

İşte AKP’li Yeneroğlu’nun o mesajı:

 

Devamını oku

Popüler İçerikler