Takip Edin

Gündem

Soylu’dan İmamoğlu’na tehdit: Seni pejmürde ederiz

Yayınlanma tarihi

-

Ekrem İmamoğlu’nu da hedef alan Soylu, “İşini yap, başımızın üzerinde yerin var, ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Bursa’da yaptığı konuşmada, Diyarbakır, Mardin ve Van’a yapılan kayyum atamalarını savundu, görevden alınan belediye başkanlarının PKK ile ilgilerini alenen ortaya koyduklarını söyledi.

“PEJMÜRDE EDERİZ”

Diyarbakır’a giderek yerlerine kayyum atanan belediye başkanlarıyla görüşen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu da hedef alan Soylu, “İşini yap, başımızın üzerinde yerin var, ama işini yapmanın dışında başka işlerle meşgul olursan pejmürde ederiz. Bu kadar açık ve net” dedi.

Pejmürde etmek, perişan etmek anlamına geliyor.

“KOŞA KOŞA SAVUNMAYA GİTTİ”

Soylu kayyum kararlarıyla ilgili olarak bu kişilerden birinin önceki dönemde de görevden uzaklaştırıldığını söyleyen Soylu, “Suçlu bulundu, sağlık bahanesiyle hapisten çıkmıştı. Devlete meydan okur gibi tekrar aday gösterilmişti. Biz, bu üçünü görevden aldık. Türkiye’nin en büyük şehrinin yeni seçilmiş belediye başkanı (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu), koşa koşa savunmaya gitti. Adamların kendisi ‘Bizim PKK ile ilgimiz yok’ demedi bugüne kadar” diye konuştu.

“CAHİL HADDİNİ HUDUDUNU BİL”

Soylu, İçişleri Bakanlığı olarak, görevden alınan belediye başkanlarının terör örgütü PKK ile ilgilerini alenen ortaya koyduklarını iddia ederek, şunları söyledi:

“Hazret dünkü açıklamasında, ‘Bu belediyelere iftira atıldı’ diyor. Biz attık iftirayı. İftira atan da biziz. Sadece yazıklar olsun. Ayıptır. Bu devlet, 2 bin 200 yıllık geçmişinde şaklabanlıkla ayakta durmadı. Kurallarıyla, kararlarıyla, birliğine, beraberliğine, töresine, geleneğine, bayrağına ve birbirine olan sadakatiyle birlikte ayakta durdu, çene yaparak ayakta durmadı.

Kesinleşmiş hüküm yok diye bizi eleştirirken kendileri dönüyorlar, bunların masumiyetine, terörle iltisaklı olmadıklarına gayet de rahat hüküm veriyorlar. Yahu sen hakim misin, belediye başkanı mısın, terör uzmanı mısın?

İki laflarının biri ‘seçilmiş’. Dün aynı partinin belediyeleri, PKK ile el ele çukur ve barikat eylemlerini gerçekleştirirken seçilmiş değiller miydi? Bizim aklımızla mı alay ediyorsunuz? Belediyelerin iş makinelerini PKK’ya tahsis ederken, orada yetişen gençlerin, çocukların belediyeler vasıtasıyla dağa tahsislerini sağlarken bunlar seçilmiş değil miydi?

Bomba düzenekleri hazırlarken, evlatlarını şehit ederken, 107 polis, 156 asker, 15 geçici köy korucusu, 36 vatandaşımız şehit edilirken bunlar seçilmiş değiller miydi?

Söylediği söz şu, ‘Kimsenin eline fırsat geçmesin.’ Eline fırsat geçmemesi gereken, PKK terör örgütüdür. Eline fırsat geçmemesi gereken, devlet, kamu düzeni, demokrasi, adalet ve hukuk değildir. Buna böyle bakmak lazım gelirken devlet bu milletin hakkını, vergi veren vatandaşın hakkını nasıl koruyacak? ‘Devletin eline fırsat geçmesin’ demek istiyor. ‘Birilerinin eline fırsat vermeyelim.’ Birileri dediğin kim? PKK değilse kim? Cahil. Haddini, hududunu bil. Bu memleket, 40 yıldır bu terör örgütüyle meşgul. Bizden önceki nesiller… Bizden sonraki nesiller de mi olsun? Bükmüşüz, bir noktaya getirmişiz. Tekrar buna güç kuvvet vermek senin ne haddine?”

“BUNA SES ÇIKARMAYANLARA YAZIKLAR OLSUN”

Soylu, “PKK’ya müzahir siyasi partinin kazandığı belediye sayısının 2009’daki yerel seçimde 98, 2014’te 103 ve 2019’da 59” olduğunu söyleyerek, bu rakamların terör ortadan kalktığında bölgedeki vatandaşların demokratik tercihlerini çok net ortaya koyabileceğini gösterdiğini öne sürdü.

Soylu, şöyle konuştu:

“Şimdi bunu tersine çevirmek, bu bölgelerdeki, ülkemizdeki huzuru bertaraf etmek sana mı kaldı? Kimse kusura bakmasın. Bugün Diyarbakır’da halay çekenlerin, evlatlarımız şehit edilirken, o eylemler yapılırken gıkları çıkmadı. ‘Belediyenin kepçesinin terör eyleminde ne işi var?’ diye bir kişiden bir söz duymadık. Ne zaman ki o eylemlerden sonra iş makinelerini PKK’nın emrine veren o belediyeleri görevden aldık, Türkiye’nin en batısından, İzmir’den kalktılar, koşa koşa ‘geçmiş olsun’a gittiler, şimdi de aynısını yapıyorlar. Maşallah hakim de kanun da etik de bakan da onlar. Her şeyin doğrusunu bilen de onlar.”

Atatürk fotoğrafı üzerinden terör örgütünün uzantılarının maskelendiğini vurgulayan Soylu, “Buna ses çıkarmayanlara yazıklar olsun. Buna ses çıkarmayanlara söylüyorum, ay yıldızlı bayrağı Diyarbakır Belediyesi ve diğer belediyelerden çıkarırken içiniz rahattı değil mi? Şimdi gönlünüz, bir terör örgütü müzahirlerine Atatürk tablosunu verirken rahat. Atatürk’ün her türlü istismar edildiği ortamı gördük bu ülkede ama terör örgütü üzerinden istismar edildiğine de şimdi rastladık. Yazıklar olsun” dedi.

CHP’DEN TEPKİLER: SOYLU HALKIN DEĞİL SİYASİ SAHİBİNİN SEÇTİĞİ BİR KUKLADIR

Soylu’nun açıklamalarına tepki gösteren CHP’nin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “‘Atanmış’ bir Bakanın, ‘seçilmiş’ bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı alenen tehdit etmesi hadsizliktir! Sizi milli iradeye ve halkın kararına saygıya davet ediyorum. Haddinizi bilin” dedi.

CHP Ankara Milletvekili Haluk Koç ise Soylu’nun sözlerine ilişkin, “Pejmürde; ilginç bir kelime.. Eski, püskü, perişan demek. Söyleyen atanmış İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 2 defa eze eze Belediye Başkanı seçilen Ekrem İmamoğlu için söylüyor. Savrulan, dönen, dün hakaret ettiğini bugün öpen, yaranmak için kıvranan, pert olmak üzere olan pejmürde birisi söylüyor!. “ ifadelerini kullandı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ise, “Soylu halkın değil siyasi sahibinin seçtiği onun yerine tehdit ve hakaret eden bir kukladır. Atanmış Soylu seçilmiş İmamoğlu’nu tehdit ediyor. Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın. Dünyanın en büyük metropolüne iki kez seçilen başkanı tehdit eden Soylu haddini bil otur yerine!” şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise, Soylu’nun sözlerine “Görevinin dışında işlerle meşgul olmaktan pejmürde olmuş bir İçişleri Bakanı…” diye tepki gösterdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba da şunları kaydetti:

“Siyasi yaşamı bir kişinin iki dudağı arasındaki atanmış biri, halkın oylarıyla 2 kez seçilmiş başkanı tehdit ediyor.
Biz seni çok iyi tanırız. Geçmişte de ‘Erdoğan’dan hesap sormazsam namerdim’ diyordun.
Asıl sen haddini bil.
Halkın iradesine saygılı ol.”

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

CHP’li gazete yine emekçileri mağdur etti

Yayınlanma tarihi

-

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti…

Yıllardır çalışanlarına eksik ya da hiç ödenmeyen maaş kriziyle gündeme gelen Yurt gazetesinde muhabir ve editörler istifa etti.

CHP’li Durdu Özbolat’ın sahibi olduğu gazete içerisinde bir açıklama yapan editör ve muhabirler Tolga Kaan Ateşli, Ökkeş Taşkın, Cengiz Karagöz, Neslişah Bozkurt, Umut Taştan ve Buse Çelebi sert bir açıklamayla gazeteden ayrıldı.

Gazeteciler açıklamalarında, “11 Ekim 2019 tarihi itibariyle metnin sonunda imzaları bulunan Yurt Gazetesi emekçileri olarak işimizden ayrılmak zorunda kaldığımızı tüm ilerici basın camiasına ve basın emekçisi meslektaşlarımıza ilan ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamanın devamında şunlar aktarıldı:

Aylardır yaşadığımız eksik maaş, esnek ve ücretsiz mesailer, izinsiz çalışma gibi başlıklar artık biz Yurt çalışanlarını gündelik yaşamlarını planlayamayacak denli bir kaosa sürüklemiş, arkadaşlarımız ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma getirilmişlerdir. Problemlerimiz bugüne kadar gazete yönetimine belli aralıklarla iletilmiş, son olarak 3 Ekim tarihinde bütün çalışanlar ve yönetim ile gerçekleştirilen ve gündem maddelerini ekonomik sorunların oluşturduğu toplantıda sorunun çözümüne yönelik, yönetim tarafından 10 Ekim tarihinde adım atılacağı çalışanlara bildirilmiştir. Ancak verilen tarihte çalışanların lehine herhangi bir adım atılmamıştır.

Bunun üzerine gazeteye gelmek üzere yol parasını bile zor denkleştiren bizler, durumu tekrar yönetime bildirerek; bu koşullar altında 11 Ekim tarihinde gazeteye gelmemizin fiziksel olarak mümkün olmadığını, çoğu arkadaşımızın fatura ve kira borçları nedeniyle kendi evinde de iş göremez halde olduğunu ilettik. Bunun üzerine 200 Lira gibi komik bir rakamı aramızda paylaşmamız ve sorunu ortadan kaldırmamız istendi. Her kapılarını çalışımızda olduğu gibi bir kez daha ileri bir tarihe ödeme yapılacağına yönelik beyanda bulunuldu.

Açıkça ifade ediyoruz ki ne ekip arkadaşlarımızdan ne de Yurt çalışanı olmaktan gocunduk. Aksine taleplerimizi en çok da emek verdiğimiz, ter döktüğümüz, her türlü zorluğa beraber göğüs gerdiğimiz gazetemizde devamlılığımızın sağlanabilmesi hususuna vurgu yaparak iletmeyi tercih ettik. Ancak bu koşullar altında bırakalım gazetecilik yapmayı, karnımızı doyurmamız bile bir şans meselesi halini almıştır.

‘Yönetim’ tarafından sık sık henüz maaş zamanı gelmeyen arkadaşlarımızın hak talep etmelerinin yanlış olduğu dile getirilmektedir. Aramızda alacaklı olan arkadaşlarımız olduğu gibi bilinmelidir ki mesai arkadaşlarının birbirlerinin derdine ortak olması insancıl ve meşru bir durumdur. Bu bir yana dursun, işe yeni başlayan arkadaşlarımızın gazetedeki gelecekleri konusunda kuşkulanması ve bu bağlamda talepte bulunan arkadaşlarına destek olması kaçınılmazdır; öyle de olmuştur.

Türkiye’de gazeteci olmanın ne gibi zorlukları olduğunu basına emek veren bütün meslektaşlarımız bilirler. Durum böyle olunca bugüne kadar tahammül sınırlarımızı ne derece genişlettiğimizin de farkına varacaklardır. Ancak maaşlarımızın ay içerisinde taksit olarak dahi yatırılmaması, bizleri severek ve onurla yaptığımız mesleğimize kısa bir ara vermek zorunda bırakmıştır.

Yazılarımızı, haberlerimizi, röportajlarımızı okuyan, takip eden okurlarımıza, halkımıza sözümüzdür: Gerçekleri anlatmaktan, halk için gazetecilik yapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Niyetlerinden bağımsız; bu koşullar altında çalışmayı sürdüren arkadaşlarımıza da gazetecilik yaşamlarında başarılar diler, kendilerine bir kızgınlığımız olmadığını belirtmek isteriz. Son beklentimiz ve talebimiz ise alacaklı olduğumuz ücretlerin ve bizden önce çalışan ancak işten çıkarılan ya da ayrılmak zorunda kalan Yurt emekçisi arkadaşlarımızın alacaklarının ödenmesidir.”

Devamını oku

Genel

KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dan skandal ‘Barış Pınarı’ açıklaması

Yayınlanma tarihi

-

Türk Silahlı Kuvvetleri ve Suriye Milli Ordusu tarafında Suriye’nin kuzenin teröristlerden arındırmak için başlatılana ‘Barış Pınarı’ harekatıyla ilgili Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Mustafa Akıncı’nın skandal bir açıklama geldi. Peki Mustafa Akıncı’nın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı ‘Barış Pınarı’ harekatı ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı açıklaması neydi? Detaylar haberimizde…KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla yürütülen Barış Pınarı Harekatı dördüncü gününde tepki çeken bir açıklama yapmıştı.

MUSTAFA AKINCI NE DEMİŞTİ?

İşte Akıncı’nın resmi sosyal medya hesabından yaptığı o skandal açıklaması:

“Bazen sessiz kalmak söyleyecek sözünüz olmadığından değildir. Bazen durumlar o kadar karmaşıktır ki, bazı kestirmecilerin kolaycılığında “Evet” ya da ” Hayır “la geçiştirilmesi mümkün değildir. Söyleyeceklerinizle durumu etkileme olanağını göremediğiniz durumlarda sessiz kalmak da gerekebilir. Ancak Türkiye’nin Suriye’deki son operasyonu konusunda sürekli üzerime geliniyor. Kimi görüşümü merak ettiğinden, ama bir çoğu da kendi politik amaçlarına malzeme yapmak telaşı ile sabırsızlanıyor. Bazı çok bilmişler de bu sessizlik üstüne komplo teorileri bile icat etmeye başladılar. Bu durumda ne düşündüğümü açıklamak kaçınılmaz oldu: Her şeyden önce içimizde Türkiye’nin iyiliğini ve terör belasından kurtulmasını istemeyen olduğuna inanmıyorum. Mesele “Türkiye’nin iyiliği nerededir?” sorusunun yanıtındadır. Bu sorunun gerçek muhatabı elbette Türkiye’de yaşayanlardır. Ama benim inancım Suriye topraklarının artık neredeyse 10. yılına girmekte olan savaşa doyduğu noktasındadır. On yıldır akan kan bundan böyle de akmaya devam ederse barışa ulaşmak mümkün olmayacaktır. Bana göre Türkiye’nin mutlu ve huzurlu geleceği Türkü – Kürdü – Arabı ve Türkmeni ile tüm bölge halklarının dialog içinde inşa edecekleri bir düzenle mümkün olacaktır. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde kendi sınırlarına sahip çıkabileceği ve Türkiye’nin de kendi sınırlarını güvende hissedebileceği bir durumun yaratılması gerekiyor. Bunun için kanımca Türkiye ile Suriye arasında en erken zamanda ilişkilerin yeniden tesis edilmesinin büyük yararı olacaktır. Bunun da ötesinde Türkiye’nin Mısır dahil diğer bölge ülkeleriyle bozulan ilişkilerinin de düzeldiğini görmek en büyük dileğimdir. AB ile kavgalı değil işbirliği içinde bir Türkiye herkes için daha iyi olacaktır. 1974 yılında 27 yaşındayken, Faşist Yunan Cuntasının neden olduğu Türkiye’nin askeri harekatında ben de her genç Kıbrıslı Türk gibi görev aldım. Lefkoşa’da Dereboyu’ndaki savaşta arkadaşlarım yanımda şehit düştüler; pek çoğumuz gibi ben de savaşın ne demek olduğunu yaşayarak öğrendim. Bu nedenle savaşın acılarını hiç bir toplumun yaşamasını istemem. Türk- Kürt- Arap hiçbir çocuğun burnunun kanamasını arzulayamam. Daha önce de söyledim 1974’te biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce dialog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir.”

Devamını oku

Gündem

AKP’li vekil Yeni Şafak’a böyle tepki gösterdi: Korkunç, vahşet, rezalet, barbarlık, şiddetle kınıyorum

Yayınlanma tarihi

-

AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu Yeni Şafak’ın “Hevin Halef” haberine tepki gösterdi

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef’in öldürüldüğünü iddia etti.

Yeni Şafak gazetesinin “yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre” diyerek verdiği haberde, “Terör örgütü PYD’nin Suriye’deki siyasi uzantılarından Suriye’nin Geleceği Partisi’nin Genel Sekreteri Hevin Halef, başarılı bir operasyonla etkisiz hale getirildi. Rakka’dan Kamışlı’ya ilerlediği sırada, önceden yapılan istihbarat çalışması sonucu havadan yapılan müdahale sonucu vuruldu.  Sabah erken saatlerde düzenlenen operasyon sonucu etkisiz hale getirilen Hevin’in cenazesi, terör örgütü PYD’nin işgali altındaki Kamışlı’ya götürüldü” ifadeleri kullanıldı.

Yeni Şafak’ın bu haberine AKP milletvekili Mustafa Yeneroğlu tepki gösterdi. Yeni Şafak’ın konuyla ilgili haberini paylaşan AKP’li Yeneroğlu, “Yerde yatan bir sivilin infaz edilmesi korkunçtur. Bunun başarılı bir operasyon olarak takdim edilmesi bir vahşettir. Birde alakasız biçimde ordumuza mal edilmesi ayrı bir rezalettir. Bu vahşeti gerçekleştiren gruplar mehmetçikle alakası olmayan barbarlardır. Şiddetle kınıyorum” diye yazdı.

İşte AKP’li Yeneroğlu’nun o mesajı:

 

Devamını oku

Popüler İçerikler